1946’da ismi

1946'da ismi

Raman Dağı’ndaki jeolojik çalışmalarda 1940-1948’de 7 kuyu kazıldı ancak ekonomik değeri olan petrole rastlanmadı. Raman’ın Yakıtlı köyü yakınlarında 1945’te Avusturya’dan getirtilen “Trauzel Kulesi” ile farklı bir teknoloji kullanılarak sondaj yapıldı. Bir yıl sonra 17 Ocak 1946’da 1361 metrede petrol bulundu. Raman-8 ismi verilen kuyudan 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katıldığı törenle 8 Mart 1948’de petrol çıkarıldı. Zamanla kuyu sayısı arttı ve 1953’te Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Batman Bölge Müdürlüğü, 1955’te Türkiye’nin ilk petrol rafinerisi Tüpraş Batman Rafinerisi kuruldu. Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) kurulmasıyla bu kuruluşlarda çok sayıda kişi istihdama kavuştu. Günlük 41 bin varille ham petrol üretiminin yüzde 40’ını sağlayan Batman, ülke ekonomisine önemli katkı sunuyor.

KÖYÜN ÖNCE ADI, SONRA KADERİ DEĞİŞTİ

Petrolün çıkarılmasının ardından “Zeve Alikan” olan adı Yakıtlı olarak değiştirilen köye okul ve cami yaptırıldı. Köylülere ücretsiz elektrik kullanımı ve yakıt desteği de sunuldu. O dönem bir elin parmakları kadar olan hane sayısı zamanla arttı. Daha önce tarım ve hayvancılık yapılan köyde birçok kişi TPAO’da işe alındı. Ancak 1990’lı yıllarda terör nedeniyle köy halkının büyük bölümü göç etti. Petrol arama şantiyeleri terör örgütü PKK’nın saldırılarına hedef oldu. Terörle mücadelenin başarılı olmasıyla dönüşlerin başladığı Yakıtlı’da yaşayan aile sayısı kışları 9’a, yazları 20’ye kadar çıktı.

“KÖYE OKUL YAPILDI, O OKULDAN PETROL MÜHENDİSLERİ ÇIKTI”

Yakıtlı Muhtarı 65 yaşındaki Abdulsamet Gezici, 1948’de köylerinde petrol çıkınca yaşanan büyük sevinci aile büyüklerinden dinlediğini söyledi. Petrolün bulunmasıyla her alanda gelişme sağlandığını dile getiren Gezici, “Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü geliyor. Köyün adını sorunca köylüler Zeve Alikan olduğunu söylüyor. İnönü de köyün ismini bulunan petrolle uyumlu olsun diye Yakıtlı ile değiştiriyor ve yetkililerden köyün kardeş köy ilan edilmesini, bütün ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyor. İlk iş köye okul yapılıyor.” dedi.

Köyde eğitim öğretime 1951’de başlandığını anlatan Gezici, “Zamanla o okuldan çok güzel öğrenciler çıktı, petrol mühendisleri çıktı.” ifadelerini kullandı.

25 yıldır muhtarlık yapan Gezici, köy sakinlerine TPAO’da istihdam olanağı da sağlandığını aktararak, “Köylümüz 30 yıl boyunca TPAO muhasebe müdürlüğünü yaptı.” diye konuştu. Gezici, köyden bir kişinin de TÜPRAŞ’ta yöneticilik yaptığını, çok sayıda öğrencinin farklı kariyerlere ulaştığını dile getirdi.

“1980’e kadar köyde askerliğini yapanlar TPAO’ya gider çalışırdı. Babam da ben de TPAO’dan emekli oldum.” diyen Gezici, daha sonra köye cami yapıldığını, kurulan depodan mazot desteği sağlandığını söyledi.

KÖYLÜLER YENİDEN ELEKTRİK ABONESİ OLUYOR

Abdulsamet Gezici, 1970’te enerji nakil hattıyla köye elektrik verildiğini, terör nedeniyle 2-3 aile kalınca aboneliklerin iptal edildiğini belirtti. Gezici, TPAO Bölge Müdürü ile yaptıkları görüşmeyle Dicle Elektrik Dağıtım AŞ’ye başvurarak yeni abonelik talep ettiklerini, işlemlerin tamamlanmasıyla aboneliklerinin yeniden başlayacağını kaydetti.

“TPAO’NUN VERDİĞİ İMKANLARLA OKUMAK KISMET OLDU”

Köyde yaşayanlardan Hasan Alici de köyde petrol çıkınca elemana ihtiyaç olduğunu, bu nedenle gençlerin istihdama kavuştuğunu söyledi. Babasının da bu şekilde istihdam edildiğini dile getiren Alici, “Okumaya başladık. İlk, orta, lise, üniversite, hatta çift üniversiteyi TPAO’nun verdiği imkanlarla okumak kısmet oldu. Yalnız ben değil, birçok kişi. Arkasından ikinci kuşak da işe girdi. Ben de TPAO’da işe girdim.” dedi.

“PETROL KOKUSU ALDIĞIMIZDA DUYGULANIYORDUK, SEVİNİYORDUK”

Ömer Yardım da hem babasının hem de kendisinin TPAO’dan emekli olduğunu anlatarak, bu sayede hem gelire kavuştuklarını hem de çocuklarını okutma imkanı bulduklarını kaydetti. TPAO’da şoför olarak çalıştığını ve emekli olduğunu belirten Yardım, “Allah TPAO’dan razı olsun. Hepimiz onun sayesinde ekmek yedik. Çocuklarımız okudu. Köyde yüzde 90 TPAO’dan emekli olan kişilerdir. Petrol kokusu aldığımızda duygulanıyorduk, seviniyorduk. Keşke daha büyük üretim olsa.” şeklinde konuştu.

sizlere habermaber.com farkıyla sunulmuştur



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.